Staj Belgeleri

Mayıs 25, 2010

Staj ile ilgili belgelere burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Halkla İlişkiler Kampanyası

Mayıs 15, 2010

İletişim araştırmacıları Cutlip ve Center’dan alıntı:

Halkla İlişkilerin 3/4’ü su altındadır, sadece 1/4’ü su üstünde olup görünen taraftır.

Yukarıdaki alıntı halkla ilişkiler kampanyalarının büyük bölümünün hedef kitle tarafından bilinmediğini vurgulamaktadır. kampanyanın yöneldiği hedef kitle sadece uygulamadaki etkinlikleri görmekte, öncesinde ve sonrasındaki gelişmelerden haberi olmamaktadır.

Genel olarak kampanya sürecinin dört aşaması vardır:

  1. Araştırma
  2. Planlama
  3. Uygulama
  4. Değerkendirme

Araştırma aşaması sürecin belki de en önemli kısmıdır. bu aşamada atılacak ilk adım bilgi toplamadır. Kurumun amaçları iyi araştırılmalı ve hedef kitle hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. Bu noktalar açıklığa kavuşmadan PR faaliyeti yürütmek kolay değildir.

Hedef kitlenin özelikleri, eğilimleri, görüş ve düşünceleri bilinmeden planlamaya geçilemez. Bunun yanında kurumun rakipleri de gözönüne alınmalıdır.

Araştırma sürecinin bilimsel yürümesi için anket, focus group ve birebir mülakat gibi araçlar kullanılabilir.

Halkla ilişkiler uzmanının önyargılardan uzaklaşması araştırma sürecinin sapğlıklı işleyebilmesi için oldukça önemlidir. sizin birey olarak konuya dair sahip olduğunuz bakış açısı genelin bakış açısını yansıtmayabilir. bir uzman olarak kişisel görüşlerinizi işnize karıştırmamalı, yıkcı yaklaşımlardan kaçınmalısınız.

Planlama önem sırasında ikincidir. Araştırmanın bulguları dahilindekamoanyayı planlarken çok farklı noktaları gözönüne almak zorundayız.

Planlamada en önemli rol bütçenindir.  Hem ajansın içinde kampanyayı yönetecek personel hem de ajans dışından sürece destek olacak personelin seçimi de dikkat gerektirmektedir. Tüm ekip tasarlanan kampanyanın özeliklerine uygun niteliklere sahip olmak zorundadır.

Kampanyanın süresi bir başka öneli noktadır. Süre doğal olarak ayrılan bütçeyle yakından ilişkilidir. Belli durumlarda kısa süreli kampanyalar gerçekleştirilebilir.

Medya planlaması en basit haliyle kampanya dahilinde yer almayı istediğimiz, müşterimiz ve kampanya için uygun kitle iletişim araçlarını bir zaman çizelgesi çerçevesinde şekillendirmek olarak tanımlanabilir. Çalışmanın akışını büyük ölçüde medya planlaması ile şekillenir. Medya planlamasında hedef kitle önemli rol oynar. Kampanyanın paylaşımı için geniş kitlelere seslenen araçlar seçilebileceği gibi daha küçük bir kitleye seslenen fakat kampanya için çok uygun kitle iletişim araçları da planlamamızda yer bulabilir. Derste örnek olarak verdiğimiz havayolu ve otobüs şirketlerinin yolcuları için hazırladığı dergiler küçük kitlelere ulaşmaktadır fakat kampanya için uygun mecralardan biri olabilir.

Tek bir kampanyanın içinde çeşitli konular olabilir. Konuların hangi sıra ile tanıtılacağına planlama aşamasında karar verilmelidir (Derste verdiğimiz BMW örneğinde hangi model serisinin -BMW’nin 3,5 veya 7 serisinin- kampanya dahilinde ilk olarak tanıtılacağına karar verilmelidir).

Kampanyanın odaklandığı konunun birden mi yoksa adım adım mı sunulacağına kara verilmelidir. toplum için yeni yada kabullenmesi kolay olmayan bir konu ise hedef kitleyle paylaşımı alışılageldik bir konudan farklı olacaktır. Eğer kampanya yeni bir konuyu hedef kitle ile paylaşıyorsa medya mensuplarından gelecek sorulara hazır olunmalı ve mümkünse uzmanlardan (doktorlar, akademisyenler vb…) destek alınmalıdır.

Mesajların hazırlanması konusunda hedef kitlenin kim olduğu önemlidir. Hedef kitlenin eğitim durumu, algılama yeteneği, dünya görüşü, coğrafi farklılıklar, kültür farklılıkları mesajın şeklinin değişmesine yol açar. En zor mesajlar büyük ve geniş kitlelere ulaşması gereken mesajlardır.

En iyi mesaj, en fazla kişi tarafından aynı biçimde algılanan mesajdır!

Mesajları kullanmadan önce küçük gruplar üzerinde test etmek ileride çıkacak sorunların önceden belirlenmesinde faydalı olacaktır.

Uygulama sürecinde hazırlanan planlar program dahilinde gerçekleştirilir. bu aşamada en önemli nokta uygulamada plan dışına çıkılmaması, işin baştan savma yürütülmemesidir.

Planlama aşamasında ortaya çıkmayan ayrıntılar uygulamanın önüne bir engel olarak çıkabilir.  Özellikle medya mensuplarının istek ve beklenti ve sıkıntıları ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda çözüm odaklı olmak gerekiyor.

Değerlendirme aşamasında kampanya sonunda genel bir değerlendirme yapılır. bu değerlendirmede kampanya sayesinde medyadaki yansımalar raporlanır. Raporlar sayesinde kampanya sürecinde kurumun medyada nasıl yer aldığı, hangi mesajların dikkat çektiği ve kampanyanın konusuna medyanın yaklaşımı görülebilir.

Hedef kitleye yönelik değerlendirmelerde bu süreçte gerçekleştirilir. Feedback çeşitli yollarla (anket, focus group, yüzyüze görüşme…) alınır. Hedef kitlenin hangi kesiminde mesajlarımızın anlaşılmamış olduğu, nedenleri ve nasıl düzeltilebileceği değerlendirme sayesinde cevaplanabilecek sorulardır.

İdeal bir halkla ilişkiler süreci bu kampanyanın dört aşamasının sürekli olarak yinelenmesinden geçer.

PROAKTİF ve REAKTİF HALKLA İLİŞKİLER

Mayıs 15, 2010

Halkla ilişkiler ajansları veya kurumiçindeki halkla ilişkiler departmanları olası/potansiyel gelişmeler üzerine yapılanan bir strateji oluşturabileceği gibi, gerçekleşen gelişmeler karşısında tedbirler de alabilirler. Burada karşımıza temel bir ayrım çıkıyor: Gelişmeler gerçekleşmeden önle almak ya da gerçekleştikten sonra çözümlemeye çalışmak. Proaktif ve reaktif kavramları bu iki farklı yaklaşımı tanımlayan kavramlar.

Bir kuruluşun sorun çözmekten çok fırsat yaratmaya yönelik olan çabaları proaktif halkla ilişkiler, karşı karşıya kaldığı olumsuzluklardan başarıyla kurtulabilmeye yönelik halkla ilişkiler çabaları ise, reaktif halkla ilişkiler olarak tanımlanmaktadır.

Proaktif H.İ.

Olası sorunlar belirlenmeli, sorun ufukta göründüğü anda ve henüz kurumu tehdit etmeye başlamadan önce çalışmalarına başlamalıdır. Proaktif halkla ilişkiler kurumun değerlendirilmesi ile başlar.

  • hedefler, öncelikler nedir?
  • yönetimin plan ve beklentileri nedir?
  • hedef kitlenin bunlara bakışı nedir?

Proaktif iletişimin yararları:

  • Proaktif halkla ilişkilerde geleceğe yönelik planlama yapıldığı için halkla ilişkiler uzmanı kurum stratejisine hakim olur. sektörde çok görülen “sadece basın ilişkileri ile uğraşan kişi” olmaktan çıkar.
  • Proaktif yaklaşım kurumiçi iletişimi sağlıklı hale getirir. aşağıdan yukarıya iletişim akışına olanak tanır.
  • Potansiyel tehlike yada fırsat olarak görülen konular için kurum hazırlıklı olur.

Proaktif iletişim kriz iletişimi alanında oldukça önemlidir fakat her zaman beklenmedik olaylar ve sürprizler karşımıza çıkabilir. Reaktif iletişime de bu sebeplerden dolayı hazırlıklı olunmalıdır.

Reaktif iletişim, yaşanan olaylara tepki vermek üzerine kuruludur. Gerçekleşen olaylarla ilgilendiği için bazı araştırmacılar reaktif iletişim çerçevesinde yapılan çalışmaları gazetecilik yöntemlerine benzetmektedir.

Reaktif iletişim sürecinde daha önceden hazırlanmış bir plan olmadığı için, gerçekleşmiş olaya tepki verme süresi belli değildir. Bu durum hedef kitleye spekülasyon yapma, olaydan kurumun istemediği ve zarar göreceği çıkarımlar yapma fırsatı verir.

  • Proaktif h.i., uzun vadeli pazarlama politikaları tarafından yönlendirilmektedir. Reaktif h.i. ise genelde olumsuz olaylarla ilgilenir, savunmacı bir yaklaşımı vardır.
  • Proaktif, firmanın imajını yükseltmek, reaktif ise kuruluşun adını onarmak, firmanın durumunu korumak için çaba sarf eder.
  • Reaktif iletişim proaktife göre daha karmaşık bir süreçtir. Olay gerçekleştiği için istenmeyen yorumları denetlemek firmanın tehlike altına giren imaj ve itibarını koruyacak yöntem ve yaklaşımları belirlemek ve öte yandan farklı hedef kitlelerle farklı şekilde yapıcı iletişime geçmek kolay bir iş değildir!

SWOT Analizi

Mayıs 15, 2010

Swot analizi, işletmenin üstün ve zayıf yönlerinin tanımlanması ve bunların çevre şartlarıyla uyumlu hale getirilmesi çalışmalarına verilen addır.

S: Strengths (Güçlü Yönler)

W:Weaknesses (Zayıf Yönler)

O:Opportunities (Fırsatlar)

T:Threats (Tehditler)

Güçlü yanlar, kuruluşun rekabette avantajlı olduğu tarafları ve itibarının ne üzerine kurulduğu ile ilgilidir. Örneğin çalışan sayısı, büyüklüğü, ülke ekonomisine yaptığı katkı, tedarikçileriyle sağlıklı ilişkileri ve sosyal sorumluluk yaklaşımı, bir kuruluşun güçlü yönlerinden sayılabilir.

Zayıf yönler, kurumun eksik kaldığı yönler ve “incitilebilir” taraflarıdır. Derste verdiğimiz örneklerden Nike firmasının uzak doğudaki üretim tesislerinde çocuk işçiler çalıştırması bu firmanın incitilebilir tarafı olarak görülebilir.

Zayıf yönler rakiplerce yaratılabilir. Söylentiler sonucunda savunmasız hale gelen firmanın müşterilerinin rakip firmalarca etkilenmeye çalışılması iş dünyasında tanık olunan girişimlerdir.

Bazı durumlarda firmanın zayıf tarafları, güçlü taraflarıyla ilgili olabilir. Örneğin yüksek üretim kapasitesi güçlü taraf olarak görülmekle birlikteböyle bir yapı sektördeki hızlı değişimlere cevap veremeyip kendini gerektiği gibi yenileyemeyebilir.

İletişim açısından sosyal sorumlulukkampanyaları ile ilgili sorunlar ciddi krizlere yol açabilir. Örneğin bir çocuk yurdunda taciz olayının yaşanması yurda adını veren kurum için çok büyük bir krizdir. “Deniz Feneri” isimli kurumun örneğide bu bahsedilenlere uygun bir örnektir.

Fırsatlar, çevre ve hedef kitle üzerine yapılan araştırmalarla sağlanabilir. rakiplerin zayıflıkları da fırsat yaratan durumlardır.

Tehditler, şirketlerin planlarının önüne çıkabilecek engellerdir. Aşağıdaki başlıklar bir şirketin karşısına çıkacak tehditlerin kaynakları olarak görülebilir:

  • Rakiplerin etkinlikleri
  • yasal düzenlemeler
  • şirket içi tehditler
  • sivil toplum örgütleri
  • sosyal ve ekonomik değişimler
  • teknolojik değişimler

Hedef Kitle

Mayıs 15, 2010

Halkla İlişkiler modellerinde değindiğimiz “feedback” kavramı hedef belli olduktan sonra ölçülebileceğine göre, hedefi seçip sınırlandırmak gerekir.

“Halkla ilişkiler” teriminin türkçe çeviri olarak yetersizliğine değinmiştik. Kampanya süreçlerinde hedef çoğu zaman halkın tümü değildir.

Hedefi belirlemede kampanya sürecinin “araştırma” aşaması önemlidir.

Hedef kitle, iletişim kurup mesajımızı iletmek istediğimiz kişi ve kuruluşlardır.

Halk ve kamuoyu kavramları arasındaki fark nedir?

Halk aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğudur.

Kamuoyu ise ortak çıkarları olan halk topluluğudur. Kamuoyu kişilerden ve çeşitli gruplardan etkilenebilir.

Hedef Kitle Oluşum Süreci

  1. Problemin farkına varma
  2. Problemi çözmede etkili olabileceğinin farkına varma
  3. Problem hakkında organize olma

Hedef Kitleleri sınıflandırma konusunda farklı yaklaşımlardan birkaç tanesi:

  1. Hedef kitle haline gelmemiş olanlar
  2. Henüz harekete geçmemiş hedef kitleler
  3. Bilinçli hedef kitleler
  4. Aktif hedef kitleler

Kitle iletişim araçları izleyicilerini yukarıdaki sınıflandırmanın ilk 3 aşamasından hızlı bir şekilde geçirirler.  Haber bültenleri, belgeseller ve diğer bilgilendirici yayınlar insanları belli konular hakkında bilgilendirip, bu konuda paylaşımda bulunmaya ve harekete geçmeye hazır hale getirebilir.

Bir başka sınıflandırma aşağıdaki gibidir:

  1. Dahili-harici
  2. Birincil,İkincil, Marjinal
  3. Geleneksel(Mevcut)-Gelecekteki
  4. Destekleyen,Karşıt olan, Kararsız

Reklamcılar Derneği (RD) Üye Listesi

Nisan 30, 2010

Tühid’de Halkla ilişkiler ajanslarının listesi vardı. Burada da Reklamcılar Derneğine bağlı reklam ajanslarının listesi var. Tıklayın.

Basın Bültenleri Örnekleri

Nisan 18, 2010

Derste işlediğimiz basın bültenlerine ulaşmak için burayı tıklayın.

TÜHİD halkla ilişkiler ajansları listesi

Nisan 16, 2010

http://www.tuhid.org/tr/link2.php?ktg=21

BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİ (BPİ)

Mart 19, 2010

Bütünleşik pazarlama iletişiminin amacı pazarlama karmasını oluşturan alt bileşenler arasında bütünlüğü sağlayarak tek sesliliği oluşturmaktır. Uyum içinde çalışmaların gerçekleşmesini sağlayacak planlamanın yapılmasına odaklanır.

Pazarlama karması (Marketing mix) elemanları:

  • Halkla İlişkiler (Hem MPR hem de CPR)
  • Reklam
  • Doğrudan Pazarlama
  • Satın alma noktası iletişimi
  • Kişisel satış
  • Satış geliştirme

90’lı yıllardan başlayarak iletişim alanı pazarlama kararlarının odağında olmuştur. Pazarlamanın 4P’sinden biri olan Promotion (tutundurma) BPİ adını alarak kapsamını genişletmiştir.

BPİ’nin 90’lı yıllarla beraber gelişmesinin temel sebebi bu dönemde müşterinin pazarlama planlarının merkezine yerleşmesi ve pazarlamanın artık müşteri odaklı olmasıdır.

BPİ’de müşteriyi satın almaya doğru harekete geçirmek ve müşteri sadakati oluşturmak amaçlanır.

Müşteriler göz önüne alınarak mesajların tek kaynaktan yollanması BPİ’nin temelini oluşturmaktadır.

Bahsedilen mesajların müşterilerin demografik, sosyolojik, psikolojik özelliklerine uygun nitelik taşıması gerekir.

Amerikan Reklam Ajansları Birliği’nin bütünleşik pazarlama iletişimine yönelik tanımı şudur:

“Reklam, halkla ilişkiler, doğrudan pazarlama, satış geliştirme gibi iletişim disiplinlerinin stratejik rollerini değerlendiren, açıklık, tutarlılık ve maksimum iletişim etkisi sağlamak için işlevleri birleştiren kapsamlı plana bütünleşik pazarlama iletişimi denir.”

BPİ’de pazarlama uzmanı kendisini hedef kitle yerine koymalı, empati yapmalıdır.

Hedef kitlenin kendisine yöneltilen iletişim çalışmalarını kategorize etmediğini hatırda tutmak gerekmektedir. Tüketici kurumun kendine ulaşma çabalarını halkla ilişkiler, reklam ya da doğrudan pazarlama diye ayırt etmez. Onun açısından amaç ürünün kendisine satılma isteğidir. Bu noktadaki tüketiciye karmaşık, birbirinden kopuk, tutarsız mesajlar yollanırsa ikna yaratılamaz. Tüketiciler, farklı kaynaklardan birbirlerini tamamlamayan mesajlar alırlarsa tüketicinin satın alma süreci olumsuz yönde etkilenir.

Eğer bir markanın reklamında farklı bir şey, fiyatında, ambalajında farklı bir şey söyleniyorsa mesajlar çelişir sonucunda marka imajında karışıklık ortaya çıkar.

BPİ ile beraber pazarlama karmasının farklı tarafları birbirlerinin çalışmaları hakkında fikir yürütüp işbirliği yapma fırsatı bulurlar.

BPİ yaklaşımı bu noktadaki pazarlamaya farklı bir bakış açı kazandırmıştır.

Ürünle ilgili her kararın müşteri odaklı düşünülmesi “Bütünleşik Pazarlama İletişimi”nin temelidir.

BPİ’nin önceki çalışmalardan farklı başlıca özellikleri:

  • Birebir pazarlama
  • Müşteri odaklı düşünme
  • İletişim çıktılarının kontrolü ve ölçümlenmesi
  • Veri tabanı oluşturma
  • Örgüt kararlarının dışarıdan içeriye doğru alınması

BPİ’nin başlıca amaçları:

  1. Kapsam (erişim) amacı:

Hedef kitleye etkin ve verimli bir şekilde ulaşmak bpi’nin başlıca amaçlarındandır. Bu amaca ulaşmak için hedef kitle bölümlendirilmesi yapılmalıdır.

2.Süreç amacı:

Sürdürülebilirliğin önemi bu amaçta kendini göstermektedir. Tüketici ile güvene ve sağlıklı iletişime dayalı bir ilişki kurmak amaçlanmakta bu yüzden önce dikkatini çekip devamında beğeni ve takdirini kazanmak hedeflenmektedir.

3. Etkinlik amacı:

Hedef kitlede beklenilen davranış ve tutum değişikliğinin gerçekleşmesi amaçlanır.

Bütünleşik pazarlama iletişiminin iletişim hedefleri DAGMAR (Defining Advertising Goals for Measured Advertising Results) modelinde şekillenmiştir.

  1. Ürün-Marka Gereksinimi Geliştirme

Bu aşamada ürün veya ürünün konumlandığı markaya gereksinim yaratılmaya veya var olan gereksinim arttırılmaya çalışılır. Ürün yeni ise veya farklı hedef kitlelere ulaşılmak isteniyorsa potansiyel tüketicilerde gereksinim yaratmak gerekir. Bu aşamada kullanılan pazarlama karması elemanları ağırlıklı olarak MPR ve reklamdır. Karmanın diğer elemanları destek görevi üstlenirler.

2. Marka Farkındalığı Sağlama

Marka farkındalığı marka adı, logosu, ambalajı, tarzı gibi özelliklerin müşteri zihninde birleşimidir. Markayı tanıma ve hatırlama aşamalarında MPR, reklam, satın alma noktası iletişimi, doğrudan pazarlama gibi pazarlama karması elemanları öne çıkmaktadır.

3. Marka Bilgisi Oluşturma

Marka bilgisi, hedef kitlenin markanın duygusal ve rasyonel yararı, temel nitelikleri konusunda gerekli donanıma sahip olması demektir. Markanın rakipleri karşısında güçlü bir konumda bulunmasını sağlar. MPR, reklam bu aşama içinde önde gelen pazarlama karması elemanlarıdır.

4. Marka tutumu yaratma

Marka tutumu hedef kitle için bir markanın algılanan değeri demektir. Tüketicilerin belirli bir ürün grubundaki birçok markadan aynı derecede haberdar olması durumunda marka seçimini belirleyen temel kriter marka tutumu olacaktır. Bu aşamadaki en etkin pazarlama karması bileşeni MPR’dir. Diğer elemanlar özelikle de reklam destekleyici roldedir.

5. Satın alma niyet oluşturma ve güçlendirme

Bu aşama ürün veya markanın satın alınmasını önleyen veya zorlaştıran bir engelin bulunmadığı konusunda alıcıları ikna etmeyi amaçlar. Fiyat, dağıtım kanalları bu engellerden bazılarıdır. Bu aşamada doğrudan pazarlama çalışmaları öne çıkmaktadır. Bunun yanında ürünün her yerde bulunamadığı durumlarda mevcut satın alma noktalarını reklam çalışmalarıyla duyurmakta sıkça rastlanılan bir durumdur. Satın alma noktası iletişimi, satış geliştirme ve kişisel satışta bu aşamada destekleyicidir.

6. Satın Almayı Sağlama

Markaya gereksinim duyup, bilgilenen ve tutum oluşan tüketicilerin satın alma hareketini gerçekleştirmek ve satışların hızla yükselmesini sağlamak bu aşamanın asıl amacıdır. MPR dışındaki pazarlama karması elemanları bu aşamada öne çıkmaktadır. MPR ise imaj oluşturma ve marka sadakatini geliştirme yolları ile satın alma hedefi üzerinde uzun vadede etkili olmaktadır.

7. Satın alma sonrası tatmini sağlama

Tüketicinin satın aldığı ürün veya hizmetten beklentileri, ürün veya hizmet bu beklentileri karşıladığı yada aştığı zaman tatmin edilmiş olur. Tatmin olmuş tüketici bir sonraki satın alma eyleminde yine aynı markaya yönelir. MPR başta olmak üzere tüm pazarlama karması bileşenleri hem duygusal hem de rasyonel tatmin sağlayarak müşteriyi tekrar satın almaya yöneltmeyi amaçlar.

8. Marka Bağlılığı Sağlama

Marka bağlılığı tüketici ve marka arasındaki duygusal bağlılık olarak tanımlanabilir. Marka bağlılığı MPR’nin temel hedefidir. Çabuk tüketilen ürünlerde (fmcg –çabuk tüketilen ürünler- örneklerini derste vermiştik!) tüketiciler markaya karşı bir bağlanma olmaksızın tekrar aynı markaları alma eğilimi gösterebilirler. Marka bağlılığı hedefinin gerçekleşmesinde MPR başta olmak üzere tüm pazarlama karması elemanlarının temel amacıdır.

GRUNIG VE HUNT’IN HALKLA İLİŞKİLER MODELLERİ

Mart 18, 2010

 

Grunig ve Hunt’ın halkla ilişkiler modelleri şirketlerin/kurumların halkla ilişkiler modellerini ortaya koymak ve zaman içindeki gelişimini gözlemlemek adına önemlidir. Bu modeller tarihsel gelişim sürecine ve uygulanan iletişim tarzına göre ayrılmıştır.

  1. Basın ajansı/tanıtım
  2. Kamuyu bilgilendirme
  3. İki yönlü asimetrik
  4. İki yönlü simetrik

 

Grunig’e göre ilk iki model “zanaatkâr/teknik” halkla ilişkiler, son iki model ise “profesyonel” halkla ilişkilerdir.

İlk iki model genel olarak basına yönelik çalışmalar geliştirir. Son iki modelde H.İ. anlayışı gelişkindir ve çok sayıda farklı kitleye seslenilmektedir. 

Yukarıdaki modeller birbirinden üstün ya da zayıf olarak görülmemelidir. Amaca, hedef kitleye ve zamana bağlı olarak herhangi bir model uygulanabilir.

  1. BASIN AJANSI/TANITIM MODELİ

 

Bu modelde amaç basının ilgisini çekerek bir konunun tanıtımının yapılmasıdır. Bu tarz çalışmalarda dikkati çekmek adına abartma sanatı kullanılır (abartılmış gösteriler, abartılmış duygusallık…).

Günümüzde magazin basınında yer alan haberler bu modele örnek olarak verilebilir.

NE ŞEKİLDE OLURSA OLSUN BASINDA YER ALMAK BU YAKLAŞIMIN ANA HEDEFİDİR.

 

Basın ajansı modeli yukarıda sıralanan modeller arasında en basit yaklaşıma sahip olan modeldir. Göndericiden alıcıya doğru tek yönlü bir iletişim söz konusudur. Amaç en kısa zamanda bir satın alma veya seçim davranışı şeklinde olumlu bir tepki elde etmektir.

“Tanıtımın iyisi, kötüsü olmaz” anlayışı bu modelde hâkimdir.

Bu modele dayanan etkinliklerde halkın ilgisini çekecek doğruluk payı az olan ya da olmayan olaylar yaratılmıştır. Basın ajansı/tanıtım modelini propaganda olarak nitelemek doğru bir yaklaşım olabilir. Hem kaynak açık değildir hem de hedef kitlenin görüşü, hedef kitleden alınan “feedback” önemli değildir.

Uygulanan iletişim tek taraflı ve yanlı bir iletişimdir.

        2. KAMUYU BİLGİLENDİRME MODELİ

Kamuyu bilgilendirme modelinin en temel işlevi bir kişi ya da kuruluşun kendisi ve faaliyetleri hakkında hedef kitlesine bilgi vermesidir.

Kamuyu bilgilendirme modeli 1929 buhranına kadar yoğun olarak kullanılan bir modeldir.

Bu modelin amacı ikna edici bir niyet olmaksızın bilginin yayılmasıdır. İknaya ihtiyaç yoktur çünkü ürün/hizmet rekabetin olmadığı ortamda zaten rahat bir şekilde satılmaktadır.

Ivy Lee bu modeLin öncü ismidir.

Bu modelde halkla ilişkiler görevlisi bir gazeteci gibi çalışır. Görevi daha çok basın bülteni hazırlamak, bilgilendirici toplantı ve konferans düzenlemektir.

Teoride basından bilgi saklamak gibi bir kaygının olmadığı kabul edilmektedir!

İkinci modelin ilk modelden farkı “doğru ve eksiksiz bilgi sunma” hedefidir. Sunulan bilgilerin hedef kitlede var olan şüpheleri ortadan kaldıracağı düşünülmektedir.

Kamuyu bilgilendirme modelindeki iletişim yönü kaynaktan alıcıyadır ve tek yönlüdür.

Bu modele örnek olarak hükümet basın sözcüsünün basına belirli aralıklarla yaptığı açıklamaları ya da şirketlerin dönemsel olarak kamuyla paylaştığı gelir/gider ve karlılık açıklamalarını verebiliriz.

Kamuyu bilgilendirme modeliyle birlikte halkla ilişkiler alanında:

  • Özel şirketler kamu yararını dikkate almaya başladılar
  • Medya ve çevre ile iletişim süreklilik kazandı

 

          3. İKİ YÖNLÜ ASİMETRİK MODEL

Üçüncü model olan iki yönlü asimetrik model özellikle 1920’lerden 1960’lara kadar etkilidir ve günümüzde de yoğun olarak kullanılmaktadır. Temel olarak karşılıklı bir iletişim söz konusudur fakat iletişimin akışı ve yoğunluğu kaynağın yani kuruluşun lehine olacak şekilde dengesizdir.

Edward Bernays iki yönlü asimetrik modelin öne çıkan ismidir.

Geribildirim, araştırma sonuçları, sosyolojik teoriler, kampanyaların ileteceği mesajları daha anlaşılır ve şeffaf hale getirmek için kullanılır.

İki yönlü asimetrik modelin amacı şu cümleyle özetlenebilir:

“Tarafsız tutumları olumluya dönüştürmek, olumsuz tutumları ortadan kaldırmak.”

Bu amaca ulaşmak için bilimsel araştırmalara başvurulmuştur. İki yönlü asimetrik modelin bilimsel ve pozitif yaklaşımı yanında negatif tarafları da vardır:

Seçkinlik: Kurumun her şeyin en iyisini bildiğini varsayması hedef kitleyle olan iletişiminde dengesizlik yaratmaktadır.

Tutuculuk: Kurum içinde değişikliğe direnen kadrolar dolayısıyla feedback ile gelen bilgiler kurumda değişim yaratma konusunda her zaman başarılı olamamaktadırlar.

Merkezi Otorite: Organizasyonların hiyerarşisi üst düzey yöneticileri kesin söz sahibi yapmaktadır. Alttan gelen yapıcı eleştiriler ve değişim istekleri çoğu zaman sonuçsuz kalmaktadır. 

iki yönlü asimetrik modelde feedback, hedef kitleyi daha başarılı bir biçimde etkilemek için kullanılır. Temel amaç hedef kitlenin kurumun lehine ikna edilmesidir. Kuruluş kendini değiştirmek yerine hedef kitlenin davranışında değişiklik yaratmayı amaçlamaktadır.

İki yönlü asimetrik model, feedback kavramını dikkate alan ilk modeldir.

        4. İKİ YÖNLÜ SİMETRİK MODEL

İki yönlü simetrik model, halkla ilişkilerdeki son aşamayı temsil etmektedir. Bu modelin öncü ismi de bir önceki modelde olduğu gibi Edward Bernays’dir.

Bu modeli tanımlayan ana kavram anlayıştır. Hem kurum hem hedef kitlelerin uyumlu olabilmeleri için gerekli yaklaşımı tarif eder.

İki yönlü simetrik model kapsamında kurumun hedef kitleyi anlaması için araştırmalar yapılır. İki yönlü asimetrik model ile başlayan bilimsel yaklaşım bu modelle devam etmiştir.

Halkla ilişkiler çalışması olarak etkinlik yapmanın öne çıktığı bu modelde araştırma ve feedback, etkinliklerden daha verimli sonuçlar getirir. Sosyal sorumluluk projeleri İki yönlü simetrik modelin en yoğun kullanıldığı alandır. 1960’larda toplumsal alanda yaşanan hareketlilik bu modelin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Kurumlar kendilerini kamuya uyumlu hale getirmeye çalışırken İki yönlü simetrik model şekillenmiştir.

İki yönlü simetrik modelin önerdiği dengeli iletişim, anlayış ve uyum kavramları her ne kadar mükemmel bir ilişkiyi temsil etse de Grunig, İki yönlü simetrik modelin nadir olarak kullanıldığını çalışmalarında vurgulamıştır.